Türkiye’de İlticaya Erişim

İltica, arapça kökenli bir kelime olup güvenilir bir yere sığınma anlamına gelmektedir. İltica kavramı, mülteci olduğu iddiasıyla ülkesini terk etmek zorunda kalan insanların uluslararası korumadan faydalanması için sıklıkla kullanılmaktadır. Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesine göre mülteci; ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği korkusu taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişidir. Mülteci olmanın temel kıstası, kişinin ırk, din, tabiiyet, bir toplumsal gruba mensubiyet (kadın, çocuk, eşcinsel vs.) veya siyasi düşüncesi yüzünden devlet korumasından mahrum olması ve mecburi olarak ülkesinden ayrılmasıdır.

Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesine çoğrafi çekince şartıyla imza atıp; sadece Avrupa’dan gelecek mültecileri kabul edeceğini belirtmiştir. Avrupa dışından gelen sığınmacılara Türkiye, mültecilik başvuruları neticelenene ve üçüncü bir ülkeye yerleştirilene kadar geçici ikamet izni vermektedir. Bu sebepten ötürü Türkiye, sığınmacıların Avrupa’dan veya dışından gelmeleri temelinde iki ayrı uygulamaya sahiptir.

Türkiye’de ilticaya erişim özellikle sınır bölgelerinde sıkıntılı olmaktadır. Pek çok sığınmacının iltica mekanizmalarına erişemeden sınırdaki karakollardan geri çevrildikleri ve çoğu sığınmacının iltica mekanizmalarına dahil olmadan kaçak yollardan Türkiye’yi geçiş ülkesi olarak kullandığı tahmin edilmektedir. Sığınmacıların sınır bölgelerindeki karakollara gelmesi veya bu karakollar tarafından yakalanması halinde karakol yetkililerinin, il emniyet müdürlüğü yabancılar şubesiyle eşşgüdümlü çalışıp sığınmacıları iltica sistemine dahil etmesi gerekmektedir.

Türkiye’ye Avrupa’dan gelen sığınmacılar, mültecilik statüsü için bulundukları ildeki emniyet müdürlüğü yabancılar şube müdürlüğüne başvurmak zorundadır. Avrupa’dan gelen sığınmacıların BMMYK’ya başvurması gerekmemektedir. Emniyette izlenen prosedür Avrupa’dan ve  dışından gelen sığınmacılar için aynıdır.

Türkiye’ye Avrupa dışından gelen sığınmacıların, birbirine paralel 2 prosedürü takip etmesi gerekmektedir. Sığınmacıların, Türkiye’ye pasaportlu veya pasaportsuz giriş yapmalarından sonra ülkeye giriş yaptıkları ildeki emniyet müdürlüğü yabancılar şubesine ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Ofisine sığınma başvurusunda bulunması gerekmektedir. Türkiye’ye giriş yaptıklarında bu prosedürleri takip etmeyen sığınmacılar daha sonra bulundukları ildeki emniyet müdürlüğü yabancılar şubesine ve BMMYK Türkiye Ofisine sığınma başvurusunda bulunarak iltica sistemine dâhil olabilirler. Sığınmacıların pasaportsuz olarak ülkeye giriş yapmalarıyla ilgili yasal bir engel bulunmamaktadır. Sığınmacılar, ülkeye pasaportsuz geldikleri için herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamaktadır.

Türkiye’ye Avrupa dışından gelen sığınmacıların, sığınmacılık başvurularıyla ilgili karar, halihazırda BMMYK Türkiye Ofisi tarafından verilmektedir. Bununla beraber sığınmacıların Türkiye’de yasal olarak ikamet edebilmeleri ve BMMYK tarafından mülakata alınabilmeleri için (mültecilik statüsünü belirleme görüşmesi) emniyete başvurmaları gerekmektedir.

Emniyet’teki Süreç

Sığınmacı eğer BMMYK’ya başvurmadan önce, bulunduğu ilin emniyet müdürlüğü yabancılar şubesine başvurursa sığınma başvurusu ve süreci tamamlanana kadar kalabileceği “uydu kente[1] 1” yönlendirilir. Eğer sığınmacı önce BMMYK’ya başvurursa, BMMYK sığınmacıyla ön görüşme yaparak sığınmacıyı uydu kente yönlendirmektedir.  Sığınmacının gönderildiği uydu kentte emniyete yazılı sığınma başvurusu yapması gerekmektedir. Sığınmacının başvurusunun değerlendirmeye alınması için emniyet müdürlüğü, sığınmacının kimliğini tespit etmekte, fotoğraf ve parmak izi almaktadır. Sığınmacıyla ilk görüşmenin (ön görüşme) ve kişisel görüşmenin (mültecilik statüsünün belirlenmesine ilişkin görüşme) sivil giyimli polis tarafından yapılması gerekmektedir. Sığınmacıyla anladığı dilde görüşme yapılmalıdır. Bunun için gerekirse görüşme tercüman yardımıyla yapılmalıdır. Sığınmacıya,  ön görüşmede hakları, sorumlulukları ve sığınma süreciyle ilgili bilgi verilmekte, ön görüşme formu doldurulmakta ve kişisel mülakat tarihi verilmektedir. Emniyet yetkilileri en geç 3 gün içerisinde sığınmacıya hakları ve sorumluluklarıyla ilgili yazılı ve sözlü bilgi vermek zorundadır. Ön görüşme yapıldıktan sonra kaydedilen bilgilerin sığınmacıya okunması ve sığınmacının bir şey eklemek istemesi durumunda sığınmacının söylediklerinin dosyaya eklenmesi gerekmektedir. Görüşme bittikten sonra hazırlanan rapor, görüşmede bulunanlar ve sığınmacı tarafından imzalanmalıdır. Sığınmacıya emniyet müdürlüğü yabancılar şubesi tarafından en geç 15 gün içinde kimlik kartının verilmesi zorunludur. Sığınmacıya, kişisel görüşmeyi erkek veya kadın polisle mi yapmak istediği sorulmak zorundadır. Ancak kişisel mülakatın kadın veya erkek polis tarafından mı yapılacağına ön görüşmeyi yapan polis karar vermektedir. Kişisel görüşmede kişinin sığınma başvurusu değerlendirilmektedir. 2006 uygulama talimatında iltica sığınma başvurularının objektif, tarafsız ve bireysel başvuru inceleme esasına göre inceleneceği ve mülakat raporu hazırlanacağı belirtilmektedir. Hazırlanan mülakat raporu İçişleri Bakanlığına iletilerek sığınmacıyla ilgili kararın verilmesi beklenir.

Refakatsiz çocuklarla mültecilik statüsünün belirlenmesine ilişkin yapılan görüşmede, psikolog ve sosyal çalışmacı bulundurulmalıdır. Aynı zamanda görüşmede bulunan uzmanın raporunun dikkate alınması ve raporun İçişleri Bakanlığına iletilmesi gerekmektedir.

Sığınma başvurusuyla ilgili İçişleri Bakanlığının vereceği ilk kararın olumsuz olması durumunda sığınmacı bu karara itiraz edebilir. Sığınmacı bu durumda elinde yeni bilgi belge varsa bunları emniyete vermelidir. Nihai kararın ret olması durumunda sığınmacı ret kararının kendisine tebliğ edilmesinden sonra 15 gün içerisinde yürütmeyi durdurmak için İdare Mahkemelerine başvurabilir.  Sığınmacının İdare Mahkemesine başvurmaması durumunda sığınmacıdan kararın tebliğinden 15 gün sonra ülkeyi terk etmesi istenmektedir. Sığınmacının mahkemeye başvurması durumunda mahkeme kararının beklenmesi gerekmektedir. Mahkeme en fazla 60 gün içerisinde karar vermektedir. Mahkeme kararı sonrası ya sığınmacının başvurusu haklı görülüp sığınmacının başvurusunun tekrar değerlendirilmesi istenir ya da sığınmacı hakkında verilen kararın uygun olduğuna karar verilir. Mahkemenin sığınmacının başvurusunu haksız bulması durumunda emniyet yetkilileri sığınmacının ülkeyi terk etmesini istemektedir. Eğer sığınmacı hala ülkesine dönemeyeceğini düşünüp, ülkesinde zulme uğrayacağından korkuyorsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilir. Sığınmacı adli yardım konusunda barolardan ücretsiz olarak faydalanabilir. Ayrıca hukuki konularda Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Helsinki Yurttaşlar Derneğinden de ücretsiz danışmanlık hizmeti alabilir.

Hâlihazırda İçişleri Bakanlığının sığınma başvurularını değerlendirip sonuçlandırmak için yeterli altyapısı bulunmamaktadır (mülteci hukuku, insan hakları, uluslar arası koruma konusunda eğitimli personel yokluğu, kaynak ülke bilgisinin olmayışı vb).

BMMYK’daki Süreç

Avrupa dışından Türkiye’ye sığınma amaçlı gelen kişiler, mültecilik statülerinin değerlendirilebilmesi için BMMYK’ya başvurmalıdır. BMMYK’ya başvurmasıyla sığınmacının fotoğrafı çekilir, adına sığınmacı belgesi hazırlanıp kendisine verilir ve bir ön görüşme yapılarak temel bilgiler (kimlik bilgileri, ülkeden kaçış nedeni, geldiği ülke vb) alınır. Ayrıca ön görüşmede, mültecilik statüsünün belirlenmesine ilişkin yapılacak mülakatta sığınmacının tercümana ihtiyacı olup olmadığı belirlenir. Daha sonra sığınmacıya mülakat tarihini belirtir bir belge verilir. Sığınmacı henüz emniyete başvurmadıysa sığınmacıdan ikamet etmesi istenen il’e gidip emniyete kayıt yapması istenir. Mültecilik statüsünün belirlenmesi için yapılan mülakat ortalama olarak sığınmacının BMMYK’ya ilk başvurusundan sonra 2ay ile 1 yıl arasında değişebilmektedir. Sığınmacıya verilen mülakat tarihi sığınmacının durumunun hassas olup olmadığına (yalnız kadın, refakatsiz çocuk, güvenlik sorunu olması gibi) BMMYK’nın yoğunluğuna ve tercüman lazımsa o dildeki tercümanların sayısı ve yoğunluğuna göre değişebilmektedir.

Mülakatın amacı sığınmacının mülteci olup olmadığının tespitidir. Bunun için sığınmacı ülkesinden neden kaçtığını ve tekrar dönemeyeceğini açıkça anlatmalıdır. Sığınmacı bu görüşmede avukat bulundurabilir. Mülakat tamamlandıktan sonra sığınmacının mültecilik statüsüyle ilgili karar verilmektedir. Bu kararın verilmesi bazen çok uzun zaman alabilmektedir. Ortalama olarak mülakattan sonra mültecilik statüsüne ilişkin kararın verilmesi ortalama 4 ay ile 2–3 yılı bulabilmektedir.

Sığınmacının başvurusunun BMMYK tarafından ret edilmesi halinde sığınmacı bu karara itiraz edebilir ve tekrar başvurusunun değerlendirilmesini talep edebilir. Ancak bu durumda sığınmacıdan beklenen yeni bilgi ve varsa belgeler vermesidir. Aksi durumda sığınmacının itirazının pek etkili olmadığı bilinmektedir. BMMYK’ya başvuruyla ilgili hukuki destek alma konusunda sığınmacılar Helsinki Yurttaşlar Derneğinin Mülteci Destek Programından ücretsiz olarak faydalanabilirler.

Daha fazla bilgi için;

HYD BUROŞÜR TÜRKÇE

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir