Af Örgütü genelgeyi değerlendirdi

Uluslararası Af Örgütü İçişleri Bakanlığının “Mülteci ve Sığınmacılar” la ilgili yayınladığı 2010/19 sayılı genelgeyle ilgili bir değerlendirme yaptı. “Mülteci ve sığınmacılar için ikamet harcı kaldırıldı mı?” başlıklı değerlendirmenin tam metni için tıklayın.

Mülteci ve sığınmacılar için ikamet harcı kaldırılacak mı?

19.03.2010 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan 2010/19 nolu genelgenin birinci maddesinde mülteci ve sığınmacıların ödemek zorunda oldukları ikamet harçlarına değinilmektedir. Söz konusu genelge her ne kadar Türkiye’de mülteci hakları alanında çalışan kişi ve kurumlarca heyecan yaratmış ise de sonuç olarak harçlar kanunun getirmiş olduğu hükümlerin dışında bir sonuç doğurmamıştır. Hukuk hiyerarşisi içerisinde kanun hükümlerinin genelge ve yönetmeliklerle değiştirilmesi de beklenemez.

492 Sayılı Harçlar Kanunu çerçevesinde yabancılardan alınan ikamet harcı bedeli Türkiye’de yaşayan mülteci ve sığınmacılar da dahil yabancıların tümü için geçerlidir. Ancak aynı Kanunun 88. maddesi ikamet harcında muaf tutulan bazı istisnaları düzenlemektedir.

Buna göre, mülteci ve sığınmacıları ilgilendiren iki kategori olan
a bendinde, Türk okullarında veya fakültelerinde okuyan yabancı öğrencilerin
d bendinde, mali durumlarının bozuk olduğuna kanaat getirilen yabancıların

bu harçtan muaf tutulabileceği ifade edilmektedir.

İnsan hakları örgütleri kamu yetkilileriyle görüşmelerinde ve yaptıkları basın açıklamalarında Türkiye’de ikamet eden sığınma veya iltica başvuru sahipleri ile mülteci ve sığınmacı statüsü almış kişilerin bu harçtan muaf tutulmaları gerektiğini defalarca bildirmişlerdir. Bunun 492 sayılı Harçlar Kanununda yapılacak bir değişiklikle, 88. maddesine ek bir fıkra konularak yasal bir güvence ile mümkün olabileceği açıktır. 2009 yılı içerisinde CHP’li ve DTP’li milletvekillerinin bu konuda sundukları yasa değişiklik önergeleri gündeme getirilmemiş ve yasal bir düzenleme gerçekleştirilmemiştir.

2010/19 sayılı genelgede 492 sayılı harçlar kanunun nasıl işleyeceği açıklanmış; mültecilerin, sığınmacıların ve başvuru sahiplerinin harçtan muaf kalabilmeleri yabancılar polisinin inisiyatifine bırakılmıştır. Polisin tespit süresinin 15 gün ile sınırlandırılması ve bu emir yazısının valiliklere gönderilmesi kısa vadede harçtan muaf tutulanların sayısında belli bir artış yaratabilir. Fakat yasal bir güvence olmadığı için uzun vadede sorunun kalıcı olarak çözülmesi mümkün değildir.

Genelgenin ikamet harçları ile ilgili kısmı genelgeden alınmış aşağıdaki cümle ile özetlenebilir; “Bu hüküm çerçevesinde; iltica-sığınma başvurusu yapan kişiler veya mülteci ve sığınmacılardan, mali durumları bozuk olanlar ve öğrencilerden ikamet harcı alınmayacaktır.

Genelgenin ilk bölümünde mevcut uygulamada sorunlar yaşandığını, iller arasında uygulama birliği olmadığı vurgulanmıştır. Bu sorunların bundan sonra da yaşanacağı konusunda kaygılıyız ve tek kalıcı çözümün harçların tümüyle iltica yasası veya harçlar kanunu kapsamında kaldırılması olduğu açıktır.

Sonuç olarak;

Bu genelgenin ikamet harçları ile ilgili kısmında yeni bir düzenleme yapılmadığı, sadece 492 sayılı Harçlar Kanunun 88. maddesinden mülteci ve sığınmacıların da yararlanabileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla mülteciler, sığınmacılar ve başvuru sahipleri için ikamet harcı kalkmamış, uygulamada polisin istediği kişiye harçtan muafiyet sağlayacağı, istemediği kişilere de muafiyet dışı bırakılacağı tekrardan kaleme alınmıştır.

Önümüzdeki günlerde çıkarılacak iltica yasasında mülteciler, sığınmacılar ve başvuru sahiplerinin koşulsuz olarak harçtan muaf tutulmaları veya 492 sayılı Harçlar Kanunun 88. maddesinde yapılacak bir değişiklikle yasal olarak muaf tutulmaları söz konusu kişiler için ikamet harcının kalkacağı anlamına gelecektir. İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda yasal düzenleme yapıp, Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan yabancıların bu sorunlarını kalıcı olarak giderilmesi gerekmektedir.

İltica prosedürüne erişim, yabancılar numarası, kişisel bilgilerin gizliliği

Genelgenin ikinci maddesinde yer alan “yasadışı göçmenler yakalanmalarından itibaren sınırdışı edilinceye kadar geçecek süre zarfında, iltica-sığınma başvurusu yapmak istedikleri takdirde başvuruları mutlaka alınacak ve uygulama talimatı hükümleri dikkate alınmak suretiyle gerekli işlemler yapılacaktır” ibaresinin Türkiye’ye iltica-sığınma başvurusu yapmak isteyenler açısından önemli bir kolaylık sağlayacaktır.

Her ne kadar 2006 tarihli 57 sayılı uygulama talimatında bu husus yer alıyorsa da, uygulamada herhangi bir şekilde düzensiz hareket halinde iken yakalanan yabancı kişilerin iltica başvurusu yapmak istediklerinde ciddi engellerle karşılaştıkları bilinmektedir. Özellikle Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri Hakkındaki Kanunun 23. maddesi çerçevesinde serbest bırakılan veya gözetim altında tutulanların iltica veya sığınma prosedürüne alınmamaları yabancılar polisi tarafından genel uygulama haline getirilmiştir.

2010/19 genelgesi ile birlikte iltica veya sığınma prosedürüne erişimdeki bu problemlerin giderilmesini ve bir uygulama birliğinin sağlanmasını bekliyoruz.

Genelgenin üçüncü ve dördüncü maddelerinde yer alan yabancılar numarası sisteminin yenilenmesi, kişisel bilgilerin gizliliği, mülakatçıların sivil giyimli olması gibi konuların yeniden vurgulanması mülteci ve sığınmacıların hakları açısından önemli gelişmelerdir.

Özellikle iltica-sığınma başvuru sürecinde iltica – sığınma başvurusu red edilmiş veya başvurusu incelenmekte olan yabancıların mülakatçı, çevirmen veya tercüman olarak görevlendirilmemesi hususu başvuru sahibinin güvenliği, kişisel bilgilerinin gizliliği ve güven duygusu açısından en önemli konulardan biridir.

Fakat genelgenin bu bölümünde mülakatçı, çevirmen veya tercüman olarak görevlendirilmeyecek kişiler arasında sığınmacı veya mülteci statüsünü kazanmış kişilerin yer almaması da gözlemlenen başka bir eksikliktir. Halen bir çok ilde bu sorular devam etmektedir.

19.03.2010 tarihinde yayınlanan 2010/19 sayılı genelgenin yayınlanmasının İçişleri Bakanlığının bu konudaki problemlerin tespiti ve çözümü konusundaki hassasiyetini göstermesi açısından önemli bir adımdır. Fakat bu düzenlemelerin önümüzdeki günlerde gündeme alınması beklenen İltica Kanununda yer alması, yasal bir güvence altına alınması problemlerin kalıcı olarak çözülmesinde büyük önem arz etmektedir.

Bu genelgenin uygulamaya nasıl yansıyacağının yakın takipçisi olacağımızı belirtiyor, genelgenin uygulamaya bir an önce yansımasını ve İçişleri Bakanlığı yetkililerinin de bu konulardaki denetim ve takip işlevini devam ettirmesini istiyoruz. (25 Mart 2010)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir