Sosyal ve Ruhsal Sorunlar

Sosyal, fiziksel sorunlar

Barınma

Barınma öncelikli ihtiyaçlardan biridir. Bütün insanlar yaşamlarını idame etmek için barınağa ihtiyaç duyar. Mülteciler de yeni bir ülkeye geldiklerinde öncelikle barınacak yer konusunda sıkıntı yaşarlar. Gelen mültecilerin ekonomik durumları ile karşılaşacakları barınma sorununun niteliği eşdeğerdedir. Mültecilerin çok az bir kısmı ekonomik anlamda sorun yaşamamaktadır. Bu da mültecilerin büyük bir kısmının ekonomik nedenlerden ötürü barınma sorunu yaşadığı anlamına gelmektedir. Mülteciler çoğu sefer karşılaştıkları barınma sorunu ile baş edebilmek için bir arada yaşamakta ve-veya düşük ücretli sağlıksız evler tutmak zorunda kalmaktadırlar.

Mültecilerin kaldıkları evler genelde şehirlerin izbe yerlerinde, giriş veya bodrum katı ve oldukça rutubetli, karanlık ve sağlıksız bir görünümdedir. Güneş almayan, küçük loş dairelerdir. Evlerini mülteci ve sığınmacılara kiralayan ev sahipleri ise genellikle üç odalı evlere sahip olup, bir odada kendileri kalmakta ve her bir odayı ve salonu, birer mülteci ailesine kiraya verdikleri görülmüştür. Bu durumda bir evde 3–4 ailenin birlikte kaldıkları gözlenmiştir (Buz, 2004; 143).

Mültecilerin kaldıkları evlerin birçoğunda kullanışlı herhangi bir ev eşyası bulunmamaktadır. Evlerde bulunan rutubet, özellikle çocuklarda solunum yolu hastalıklarına yol açabilmektedir. Bunların dışında sığınmacılar, aile başına alınan ikamet ücretlerini karşılamakta zorlandıklarını ifade etmektedir ( Mazlumder, 2005; 68).

Psikososyal Destek Eksikliği

Mültecilerin çoğu ülkelerini terk etmek zorunda kalma nedenlerinden, farklı bir kültürle karşılaşmaları ve geldikleri ülkede karşılaştıkları çok çeşitli sorunlar yüzünden çeşitli psikososyal sorunlar yaşamaktadırlar. Mültecilerin, sığınmacıların bu sorunlarla başa çıkmaları ve bu süreci sağlıklı geçirmeleri için psikososyal destek sistemlerine ihtiyaç duyarlar. Ne yazık ki mültecilere ihtiyaç duydukları psikososyal destek neredeyse hiç verilmemektedir. Bu sebepten ötürü mülteciler sosyal ve kültürel adaptasyon ve sığınma süreçleri ile ilgili sağlıklı bilgi alma konusunda sorunlar yaşamaktadırlar.

Pek çok göçmen ve mülteci başka bir ülkeye geldiklerinde destek sistemlerini kaybetmektedirler. Yeni bir destek sistemi geliştirinceye kadar psikolojik ve sosyal stresle tek başlarına baş etmek zorundadırlar. Çoğu göçmen ve mülteci kendi etnik toplumlarının içinde yada dışında kişisel ilişkiler, gönüllü dernekler, dini örgütler yada diğer resmi olmayan iletişim ağları ile yeni destek sistemleri geliştirirken, bazı aileler bunu başaramaz. Göçmen ve mülteci aileleri istihdam, ekonomik, sosyal ve psikolojik zorlanmalar yaşamışlardır. Benzer olmayan bir kültür ve toplumda yaşamak, pek çok insan için stresli bir durumdur (Buz, 2004: 115).

Psikososyal rehabilitasyon, karar verme ve kendine yardım için toplum organizasyonu, kaynakların koordinasyonu, toplumla çalışacak sosyal çalışmacıların tanımlanması ve eğitilmesi, mülteciler için önceliklidir (Barnen 2000: Akt: Buz 2004: 121). Ne yazık ki Türkiye’de olduğu gibi pek çok ülkede bu konuya gereken önem verilmemekte ve mültecilere yeterli psikososyal destek hizmeti sunulmamaktadır.

Eğitim

Eğitim çocukların gelişiminde hayati bir öneme sahip olduğu için, evrensel insan hakkı olarak tanınmıştır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 28. maddesi sözleşmeyi imzalayan devletleri bunu sağlamak için yükümlülüklerini yerine getirmeye zorlar. Topraklarından ayrılmış olmak, çocuğun eğitim hakkını yada devletin bunu sağlama sorumluluğunu yok etmez. Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi madde 22’de sığınma ülkesinin mültecilere eğitim sağlama sorumluluğunu yeniden açıklar (BMMYK, 1994; 109).

Gerçek şudur ki, mülteci çocukların çoğunluğu temel eğitim almaz. Bazı tahminlere göre eğitim alan mülteci çocuk sayısı yüzde 30’dan fazla değildir. Temel eğitimin eksikliği haklarını ihlal eder ve ömür boyu sürecek bir eksiklik olur (BMMYK, 1994; 110).

Sığındıkları ülkede eğitime devam edebilen mülteci, sığınmacı çocukların büyük bir çoğunluğu okullarda, ekonomik, ayrımcılık, dil, arkadaş edinememe gibi sorunlar yaşamaktadır. Bu durum mülteci, sığınmacı çocukların sağlıklı bir eğitim sürecinden geçmelerini ve yeni kültüre adaptasyonlarını engellemektedir.

Sağlık

Mültecilerin yoğun olarak yaşadıkları sorunlardan biri sağlık sorunudur. Bu sorun mültecilerin kötü yaşam koşulları ve ekonomik durumları ile yakından ilgilidir. Mülteciler yaşadıkları çeşitli sorunların yanında kötü evlerde barınmakta ve sağlıksız beslenmektedir. Bu durum çeşitli hastalıkları beraberinde getirmektedir.

Sağlık hizmeti alma konusunda karşılaşılan başlıca güçlükler sıralandığında; ilaç ve tedavi için payına düşen harcamaları yapamama %20.6 ile ilk sırada gelmektedir. Sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanacağını bilmeme (%19.2); BMMYK’nın anlaşmalı olduğu özel poliklinik ve hasta hanelerde ücretsiz tedavi olamama (%16.8); dil güçlüğü olduğu için hastalıkla ilgili şikayetleri anlatamama (%16.2);  sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptıramama (%16.2); ve karşı cinsten sağlık görevlisine şikayetlerini rahat ifade edememe (% 10.7); onu izlemektedir. Mülteci ve sığınmacıların içinde ilaç ve tedavi için payına düşen harcamaları yapamayanlar % 64.5 oranındadır. Bu harcamaları yapamama, sığınmacıların Türkiye’de çalışamamaları ve buna paralel olarak aylık gelirin bu grubun %70’e yakınında sıfır olması ile ilişkili görünmektedir (Buz 2004; 145).

Türkiye’de sığınmakta olan mülteci, sığınmacı kadınların % 55’i ve mülteci, sığınmacı çocukların %22.16’sı sağlık sorunu yaşamakta ve bunların %71’i sağlıkla ilgili profesyonel yardım almamaktadır ( Mazlumder; 2005; 68).

Ekonomik Sorunlar

Sığınmacıların neredeyse tamamı (%94.7) ekonomik sıkıntı yaşadığını düşünmektedir. Bu oran oldukça çarpıcıdır. Burada ülkelerinden gelirken getirebildikleri para varsa bitmiş, aldıkları sınırlı yardım zaten yetmediği ve çalışma hakları olmadığı için ek gelir de eline geçmeyen mültecinin ekonomik sıkıntı yaşaması anlaşılır görünmektedir ( Buz, 2004: 147).

Mülteciler ve sığınmacılar Türkiye’de çalışma izni olmadan yasal olarak çalışamamaktadırlar . Mültecilerin ve sığınmacıların yasal olarak çalışabilmeleri için 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun kapsamında çalışma izni almaları gerekmektedir. Çalışma izni almak işverene önemli mali yükümlülükler getirmekte ve kanun yabancıların çalıştırılması konusunda önemli sınırlamalar getirmektedir. Bu yüzden Türkiye’de mülteciler ve sığınmacılar çalışamamaktadırlar. Bu da onların ekonomik sıkıntı yaşamalarına neden olmaktadır. Ayrıca mültecilerin ve sığınmacıların yasal olarak çalışamamaları bu durumun istismarını beraberinde getirmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar:

Buz, Sema, “Zorunlu Çıkış Zorlu Kabul- Mültecilik” SGDD Yayınları, Ankara 2004

Türkiye’deki Geçici Sığınmacı  Kadın ve Çocukların Psikososyal Durumlarının Tespiti ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi  İçin Çözüm Önerileri, Mazlumder, Ankara 2005

BMMYK Cenevre 1994 “Mülteci Çocuklar Koruma ve Bakım Kılavuzu” Ankara 1994

 

Ruhsal Sorunlar

Mülteciler, ülkelerindeki kaçış sırasındaki sorunlar ve gittikleri ülkedeki insanların tavırları nedeniyle yoğun olarak güvensizlik duygusunu yaşayabilmektedirler.

Mülteciler güvensizlik duygusunun yanında korku ve yalnızlık duygularını da yoğun olarak yaşarlar. Çünkü gittikleri ülke ve o ülkenin insanları, bireye çok yabancıdır ve birey bu durumdan korkabilmektedir. Mülteciler ülkelerini terk edip başka bir ülkeye gelirken aile ve arkadaşlarını da terk etmektedirler. Bu yüzden geldikleri ülkelerde yalnızlık duygusu yaşayabilmektedirler.

Mülteciler kendi hayatlarının kontrolünden sorumlu olduklarını hissetme ihtiyacı içindedirler. İşsizlik ve bağımlı olmak, sinir bozukluğu, kızgınlık ve gücenme yaratır.

Yabancı bir ülkede yaşamak, aile desteğinden mahrum olmak, mülteciler için yabancılık ve dışlanmışlık hislerinin artmasına neden olur.

Mültecilerin kendi ülkelerini bırakıp, önceden tanımadıkları başka bir ülkeye gitmelerinden dolayı, eski yaşamında sahip olduğu konumlar, ilişkiler vb. kaybedilmekte ve gidilen ülkedeki kısıtlayıcı uygulamalar nedeniyle de kendilerini pasif, değersiz ve işe yaramaz hissedebilmektedirler ( Buz, 2004: 58).

Mültecilerde anksiyete, kolay sinirlenme, mutsuzluk, ağlama ya da çaresizlik hissi, çabuk değişen ruh hali, düşük yoğunlaşma, yalnızlık, bıkkınlık, şüphe, yetersizlik, intikam, nefret, vazgeçme gibi stres semptomları görülmektedir (Mültecilerin Akıl Sağlığı 1996; Akt,:Buz 2004:112).

Ruhsal sorunlar konusunda yararlanılan Kitap: Sema Buz, “Zorunlu Çıkış Zorlu Kabul- Mültecilik” SGDD Yayınları, Ankara 2004

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir