“Çok kötü günler geçirdik. Ama bizi en çok Birleşmiş Milletler etkiledi”

Van ilindeyiz. Deprem öncesinde bölgenin gözde şehri konumunda olan Van’da deprem yaralarının hala sarılamadığını, depremi yaşayanlara o travmatik süreci tekrar yaşatacak yıkık, viran bir çok evin, apartmanın hala yıkılmadığını görüyoruz.

Kış arefesinde güçlendirme için bir kısmı yıkılan evlerde görünen eşyalar sahiplerinin gelişini bekliyor. Mültecilerin yoğun olarak yaşadığı şehirlerin başında gelen Van’da mültecilerle görüşüp deprem sürecini ve bu süreçten mültecilerin nasıl etkilendiklerini konuşmak istiyoruz. Görüştüğümüz mültecilerin Afgan olmasından mı (Türkiye’deki Afgan mültecilerin 3.ülkeye gönderilmesi normalden uzun sürmekte ve bu konuda mültecilerin ciddi bir tepkisi bulunmaktadır. Ayrıntı için bakınız: Türkiye’deki Afgan Mülteciler…) yada genel olarak mültecilerin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) tepkili olmasından mı kaynaklı olduğunu bilemesek de röportajımızın sürekli mültecilerin BMMYK’ya dert yanmasına dönüştüğünü görüyoruz. Sitemizde yayınlanacak röportaj sayesinde mültecilerin seslerini BMMYK’ya ulaştırmak istediklerini, zorlu mültecilik yolculuğunda en çok BMMYKK’dan şikayetçi olduklarını fark ediyoruz. Görüştüğümüz 3 mülteciden ikisinin Kanada’ya kabul edildiğini ve bir mültecinin pazartesi günü Kanada yolcusu olduğunu öğreniyoruz. Mültecilerin tatlı getirerek kutladıkları bu mutluluğa ortak olup, samimi bir ortamda sorularımızı yönelterek röportajımıza başlıyoruz. Sorularımızı yanıtlayan güvenlikleri açısından isimlerini veremeyeceğimiz (onları röportajımızda A,B ve Z olarak tanıyacağız) mültecilere içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Depremden önce Van’da mıydınız?

A,B ve Z: Evet

Depremden önceki durumu biraz anlatır mısınız? O zaman durumunuz nasıldı, günleriniz nasıl geçiyordu?

A: 5 kişi beraber bir evde kalıyorduk. Ben, eşim (Daha sonra eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle boşanıyor, hala eşi tarafından tehdit ediliyor), çocuğum ve bir kadınla, felçli çocuğu beraber yaşıyorduk.

B: Geldiğimde bir işim yoktu. 6 ay boyunca hiçbir şeyim yoktu. İlk geldiğimizde kaçakçılar bizi bir yere götürdüler. Başta otele sonra bir eve götürdüler. BMMYK’ya da gittik. 1 buçuk yıl sonra mülakata çağırdılar. 2008’de geldim 2009’un 6. ayında mülakata aldılar.  Evimiz yoktu; bir arkadaşa gidiyorduk. O da her gün bizden 10-15 TL alıyordu. Bir oda kiraladım sonra.  6 metre halının yerleştiği bir odada kalıp 75 TL kira ödüyordum. 3 aile beraber oturuyorduk. Sonra başka bir toprak ev tuttum. 125 TL kira ödedim. 1 buçuk yıl orada kaldım. Depremden sonra beton bir ev tuttum. Buna mecburdum. Yediklerimizden kısıp kiraya veriyoruz.  Çok zor durumdaydık. 4-5 kere BMMYK’ya mali yardım için başvuruda bulunduk. Ama hala bize bir cevap verilmedi. 4 yıl boyunca BMMYK bize bir kuruş vermedi.

“fotoğraf çekiyorlar. Evde iki kanepe olunca bunun durumu iyi diyorlar”

BM’den mali yardım alamamanızın nedeni ne? Genel olarak mali yardım verilmesiyle ilgili sıkıntı mı var?

B: Hayır, alanlar çok. Ama biz alamıyoruz. Gelip evde fotoğraf çekiyorlar. Evde iki kanepe var. O zaman bunun durumu iyi diyorlar. Allah biliyor. Ben kendime sadece bir televizyon ve uydu aldım. Diğer eşyaların hepsi bize yardım olarak verildi. Gelip fotoğraf çekip Birleşmiş Milletlere gönderiyorlar ve bunların durumu iyi diyorlar. Gelip o eşyaların hepsini alıp satsınlar. Bizim kiramız, masrafımız çıkmadıktan sonra o eşyalar ne işe yarar? Ben gece bir bucuğa kadar çalışıyordum. Çocuk da o zaman 6 aylıktı.

“bana git 20TL’ye çalış deseler; mecbur gidip çalışacağım. Çünkü başka şansım yok”

A: Mesela 3 erkek mülteci vardı. Çalışıyorlardı. İyice yiyip, içip geziyorlardı. Hayatlarını yaşıyorlardı. Ve BM bunlara her ay 300-400 dolar ödüyor. Oysa onların o yardıma ihtiyacı yok. Ama ben çocuğumla beraber yalnız bir kadınım. Ben bu yardımı alamıyorum. Bana git 20TL’ye çalış deseler; mecbur gidip çalışacağım. Çünkü başka şansım yok. Zaten çocuğum olduğu için iş vermiyorlar. Çocuğuma bakacak kimse yok. Ben ne yapabilirim? İşe gidince başta söyleyeyim, sonra yanlış olmasın diyorlar. Ben vatandaşıma 850 TL asgari ücret ödüyorum. Sana 400 TL vereceğim diyorlar. Ee neden? Aynı işi yapıyoruz ama ben 400 TL alıyorum.

Deprem zamanı burada mıydınız?

B: Evet hem 1. hem 2. deprem zamanı buradaydım.

Z: Depremden hemen sonra bizi gönderdiler zaten.

A: Evet

Deprem zamanını biraz anlatır mısınız?

B: Çocuk çok etkilenmişti. Gelip kucağıma oturup Farsça “Allahım bir daha deprem olmasın” diyordu. Çok titriyordu. Akşamları yatıyor sonra birden kalkıp “deprem oldu” diyordu.

Polis bize “niye geldiniz” diyordu

Zaten depremden hemen sonra mülteciler başka illere gönderilmedi mi? Siz nasıl ve neden Van’da kaldınız?

A: Evimiz eşyamız buradaydı. Nasıl gidebilirdik!

B: Biz gittik, Kahramanmaraş’a gittik. Orada kalmak istedik. Ama izin vermediler. “Bakanlık karar veriyor” deyip bizi Kastamonu’ya gönderdiler. Kastamonu’da 20 gün kaldık. Sabahtan akşama biraz domates, salatalık ve yarım ekmek veriyorlardı.

Z: Ne iş vardı, ne yemek. Kastamonu polisi “bize niye geldiniz” diyordu. İş yoktu. Evlerin kirası 500-600 TL civarındaydı. Bizim de paramız yoktu. Mecburen Ankara’ya bakanlığa gittik. Bizi Adana’ya, Mersin’e gönderin, çalışabilelim yada bizi tekrar Van’a gönderin dedik. “O zaman sizi deport (sınırdışı) yapacaz” dediler.

A: Evet, bize “sizi deport yapacaz” dediler.

Biz 10 aile “bir çadır istiyoruz” dedik. Ama “siz yabancısınız, size vermiyoruz, sadece vatandaşlara veriyoruz” dediler

Deprem zamanı Van’da dağıtılan yardımlardan faydalandınız mı?

A: Mülteci olduğumuz için bize konteynır vermediler. (Z araya girip “Çadır da vermediler” diyor)  Bir çadırı bize Hıristiyanlar (arkadaş CARİTAS tarafından  verildiğini söylüyor) verdi.

Z: Biz 10 aile bir çadır istiyoruz dedik. Ama “siz yabancısınız, size vermiyoruz sadece vatandaşlara veriyoruz” dediler.

B: CARİTAS’dan yardım aldık ve bir ara Kimse Yok Derneği yardım getirdi.

Peki, Valilikten yardım aldınız mı?

Z: Hayır, hiçbir şekilde yardım almadık.

Başvurdunuz mu?

A: Kabul etmediler,

B: Çocuk küçükken bez yardımı yaptılar. Bir de 4 yıl içerisinde 2 kez gıda yardımı aldık

Size o dönem haksızlık yapıldığını düşünüyor musunuz?

Çadır kentlere alınmıyorduk. Konteynır da verilmedi.

BMMYK’da o dönem Van Ofisini kapattı. Bu durum sizi nasıl etkiledi?

A: BM zaten burada deprem olur olmaz insanları bıraktı. BM yabancıları ortada bıraktı. Sadece polis bana yardımcı oldu.

“Bir ay ağladım. 10 gün neredeyse hiç yatmadım ve yemek yemedim”

BM Van Ofisinin kapanması sizi nasıl etkiledi? Ne hissettiniz?

Z: Bir ay ağladım. 10 gün neredeyse hiç yatmadım ve yemek yemedim. Doktora göründüm; yatmam gerektiğini söylüyordu ama yatamıyordum.

A: Çok acı çektik, çok. Ben ve çocuğum yalnızdık. 6 yaşında astım hastası çocuğum var. Polis de bizi çok rahatsız etti. Birleşmiş Milletlere gittik onlar da “siz nereye gidiyorsanız gidin” dedi. Kendim için değil çocuğum için dertleniyordum. Maraş’a gittik. Bize “sizin deportunuzu (Sınırdışı) vereceğiz; sizi Afganistan’a göndereceğiz” dediler. Ankara’ya gittik. Orada bize “sizi Kütahya’ya gönderecez” dediler. İş yok, bildiğim bir yer değil. İş olsa bile benim çocuğum var. Ben nasıl 12 saat çalışabilirim. Mecburen Kütahya’ya gittim. Benim için hiç iyi olmadı. Çocuk baktım. 1500 TL paramı yediler. Savcılığa şikayet ettim mahkemeye de gittim, polislere söyledim. Hiçbir şekilde paramı alamadım.

B: BMMYK’da polis çalışıyor. İmza alıyor. Ankara’ya gitmek için bir izin istiyoruz. Bu izni kolay kolay vermiyorlar. Diyorlar ki BM “buraya (Ankara’ya) göndermeyin” diyor. Ankara’da BM’de Farsça tercümanı uzun saçlı M… adında biri vardı. Çocuk yanımda soğukta bekliyoruz. O beni görünce hemen kalkıp gidiyor. Diyorum “dur biraz konuşalım”. Doğru düzgün cevap vermiyor.

Deprem zamanı BM mülteciler için ne yaptı?

B: Sadece “başvuru yapıp gidin” dediler. O kadar.

Z: Gidenlere 100TL verdiler. Ama o kadar.

Van’da kalanlar için hiçbir şey yapılmadı mı?

A: Hayır. Van’da kalanlara “neden Van’da kaldınız” dediler. Kalanlara hiçbir yardım yapmadılar.

Yabancısın deyip çadır vermediler. Bende “yabancıyım ama bende sizin gibi insanım, dışarıda kaldım, 2 çocuğum var” dedim

Deprem zamanı mültecilerin durumu daha iyi oldu, yardım almaya başladılar deniyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Z: Benim evim yıkıldı. O kadar yardım almaya çalıştım; bir battaniye alamadım.  Buzdolabım, süpürgem hepsi toprak altında kaldı. Kimse çıkarmama bile yardım etmedi. Yabancılar şubesine gittim; çadır almak için. Yabancısın deyip çadır vermediler. Ben de polise “evet ben yabancıyım ama bende sizin gibi insanım, dışarı da kaldım 2 çocuğum var” dedim. “Size yardımcı olamıyoruz” dediler.

A: B’nin kaldığı bir ev (erkek mülteciden bahsediyor) var. Ben hayatta orada kalamam. Eşinin nasıl dayanıp o evde kaldığını anlayamıyorum. (B. söze karışıp “eşim bazen kafasını avuçlarının içine alıp, duruyor. Başı çok ağrıyor. Herhalde migren oldu. Zayıfladı da” diyor)

“BM duysun; artık yeter. Gerçekten artık yeter. Biz bıktık. Bizim bir ricamız var. Bizi anlasınlar bize yardımcı olsunlar”

Z: Biz yardım istemiyoruz. Bugüne kadar geçindik. İnşallah bundan sonra da Allah büyüktür. Belki geçinebiliriz. Ama bir ricamız, herkesten bir ricamız var. Eğer yazıyorsanız BM duysun; artık yeter. Gerçekten artık yeter. Biz bıktık. Hiç fark etmez ister İranlı ister Afgan. Sonuçta mülteciyiz. Kimse keyfinden memleketini bırakıp gelmiyor. Herkes toprağını daha çok seviyor. Biz mecburen geldik. Şimdi biz geldik 4-5 yıldır buradayız. Hiçbir yer bizi almıyor. BM’yi arıyoruz onlar da bir cevap vermiyorlar. Niye cevap vermiyorlar. Biz 2-3 hafta arıyoruz. Sonuçta biri cevap veriyor: “Niye bizi aradınız, bizimle böyle konuşmayın” diyor. Mesela durumumuz ne oldu diye soruyoruz. Çok kötü konuşuyorlar. Bizim bir ricamız var. Bizi anlasınlar bize yardımcı olsunlar.

Buradaki insanların size yaklaşımı nasıl? Deprem öncesinde ve sonrasında tutumlarda farklılık oldu mu?

Z: Burada çok fazla Afgan var. Hepsinin de şikayeti BM’ye. Biz insanlardan çok memnunuz.

A: Bizim tek sıkıntımız BM’yle. Biz insanlardan çok memnunuz.

B: Allah Türkiye’nin milletinden, devletinden razı olsun. Çok iyiler. Bize iyi bakıyorlar. Biz çok memnunuz. Ama BM, mülteciler için hiçbir şey yapmıyor. Sonuçta Cenevre’den para alıyorlar. Ama mültecilere iyi davranmıyorlar. Bazı dosyalara bakmıyorlar bile.

(Daha sonra yaptığımız sohbette söylenenlere burada yer vermek istiyoruz.

A: Normalde temizlikçinin günlüğüne 80-90 TL verilirken mülteci kadına 10-20TL veriliyor.

B: Zaten izin verilmiyor. Resmi olarak çalışmaya iznimiz yok.

Z: Eee, yasaktır nerden getirsin parayı, ne yesin, kirayı nasıl ödesin? BM zaten para vermiyor. Çalışmamıza da izin vermiyorlar. Eee ne yapayım boğazımı yukarı kaldırıp Allah sen bana ver mi diyeyim?)

“Hepsi pişman oldu, dönmek istiyorlar”

Gidenlerin durumu nasıl? Konuştuğunuz arkadaşlarınız var mı?

Z: Hepsi pişman oldu, dönmek istiyorlar. Bakanlık izin vermiyor.

A: Benim arkadaşım Maraş’ta oturuyor. 2’si kız 5 çocuğu var. Eşi de hasta. Çalışamıyorlar. Onlar da 5 yıldan beri Türkiye’de bekliyorlar. 1 yıl önce mülteci olarak kabul edildiler. Ama hala bekliyorlar.

B: Geçen sene 1200 İranlı 3. ülkeye gönderildi. Aynı sene sadece 123 Afgan mülteci 3. ülkeye gönderildi. Ne kadar fark var değil mi? Olur mu böyle bir şey? Dosyalarımızı konsolosluklara verseler; konsolosluk ben istemiyorum demiyor. Alıyor mülakata çağırıyor. Ondan sonra seni istiyorum ya da istemiyorum diyor. BM başlarından savıyor bizi: “Niye geliyorsunuz” diyorlar. “Bir şey yapamıyoruz” diyorlar. Eee bir şey yapamıyorsanız boşuna orada duruyorsunuz. Para alıyorsunuz ama mülteciye doğru düzgün bir cevap bile vermiyorsunuz. Neden yeni gelenler 1-2 yılda gidiyor da benim 4. yılım doldu 5. yıldayım ve gidemiyorum. Bunu deyince de “ben sana cevap vermek zorunda değilim” diyorlar. Bundan sonra arama falan.

 

“BM’den M…: ‘Sensin, hanımındır bir de çocuğun, çalış onların parasını kazan’ dedi”

Dosyalarınızın durumu nedir?

B: Geçen gün gene BM’ye sordum bizim dosyamız ne oldu diye. Onlar “hiçbir yer dosyalarınızı almıyor” diyor. Bende “siz dosyaları vermezseniz nasıl alacaklar” dedim. Onun üstüne Ankara BM’den M….“ben sana cevap vermek zorunda değilim bir daha burayı aramıyorsun. Sensin, hanımındır bir de çocuğun, çalış onların parasını kazan” dedi. Sonuçta biz mülteci olarak buraya geldik. BM bizi mülteci olarak kabul etti. Paramız olsaydı, mülteci olmasaydık bizim burada ne işimiz var. Zaten istediğimiz yere giderdik. İran’da da zor durumdaydık, kalamıyorduk. Yani mecbur kalıp buraya gelip, başvuru yaptık. Telefon açıyoruz hemen telefonu üstümüze kapatıyorlar. Düzgün bir cevap vermiyorlar. Bu durumdan çok rahatsızız. BMMYK depremden önce zaten bizimle hiç ilgilenmiyordu. Arayınca doğru düzgün bir cevap vermiyorlar. Mesela niye dosyamı büyükelçiliğe sunmuyorsunuz diyordum Onlar “belki hiçbir yer sizi almayacak” diyorlar. Şimdi biz mülteciyiz. Ama dosyalarımız Konsolosluklara verilmiyor. Bunu sorunca da “siz öyle bir şey beklemeyin” diyorlar. Ama siz bizi mülteci olarak kabul ettiniz.

“Hasta olanların masraflarından kurtulmak için hemen 1 yıl içerisinde gönderiyorlar”

Bu durum Afganlara özgü bir şey mi?

B: Özellikle Afganlara böyle yapılıyor. Evet bazı dosyalar 8-10 yıl bekleyebiliyor. Çünkü çok sorunlu dosyalar olduğu için konsolosluklar o dosyaları kabul etmiyor. Bizim dosyalarımızın 4. yılı bitti 5. yıl oluyor. Dosyalarımız hala hiçbir konsolosluğa verilmedi. BM’yi arayıp sorduğumuzda “siz yanlışsınız” diyorlar. Konsolosluğa da dilekçeyle başvurup sorduk. Onlar da dosyaların onlara gitmediğini, dosyaların onlara gelmesi durumunda bir şey yapabileceklerini, dosyaların gelmemesi durumunda bir şey yapamayacaklarını söylüyorlar. Mesela hasta olanlar oluyor. Onların masraflarından kurtulmak için hemen 1 yıl içerisinde gönderiyorlar. Biz okumadık diye bir şey anlamadığımızı sanıyorlar.

Z: Zaten bir ay içerisinde de dosya kabul edilebiliyor. Ama biz 4 yıldır bekliyoruz. Bazıları 1-2 yıl içerisinde gidiyor biz ise bekliyoruz.

A: İranlılar çok gidiyor, daha çabuk gidiyor.

 

Peki sizce neden böyle davranılıyor.

Cenevre onlara para gönderiyor bize yardım olarak verilmesi için bir kuruş yardım almadık.

 

Afgan mülteci sayısı fazla olduğu için mi böyle bir sıkıntı yaşanıyor?

B: Bilmiyorum ki! Bize doğru düzgün cevap vermiyorlar ki! Fazlaysa da bir sebebi vardır. Durumları iyi değil ki geliyorlar. Afganistan düzgün olsa zaten kimse gelmez.

 

Kayseri’de Afgan mültecilerle bir toplantı yapıldı. Bu toplantıdan haberiniz var mı?

B: Evet, ben oradaydım.

 

Orada ne konuşuldu?

B: Bir milletvekili vardı bir de Cenevre’den biri vardı galiba. BM’den Gökçe abla, BM’de çalışan bir avukat vardı. Afganistanlılar konuşurken sanki birileri onları dövüyormuş gibi rahatsız oluyorlardı. Niye böyle diyorsunuz der gibi bakıyorlardı bizlere. Eee, biz doğrusunu söylemesek olur mu? 4-5 yıldır öyle bekliyoruz. 2002’de gelen bir aile var, hala bekliyor. Ondan sonra milletvekili kalkıp Gökçe abla ve diğerine sizin sorumlunuz kim, onun telefonunu bana verin dedi. Ama onlar “bizde numarası yok” dediler. Sonra telefonunu arayıp, yarım saate yakın konuşmuşlar. Ondan sonra “o toplantıya gelenlerin dosya numaralarını alın gelin” demiş. Numaralarımızı alıp gönderdiler. O günden bugüne hala düzgün bir cevap bile verilmedi.

 

 

“Mülteci olanları 1-3 yıl arasında kabul ediyoruz diyorlar. Eee biz 5 yıldır bekliyoruz”

 

 

Kayseri dışında sizin durumunuzla ilgili bir toplantı oldu mu?

B: Bir ara Van’a geldiler. Ama bizim durumumuz dikkate alınmıyor. Dosyalarımızın durumunu takip edemiyoruz. Çünkü Ankara’ya gitmemize izin vermiyorlar. Göndermeyin diyorlar. Ee madem göndermeyin diyorlar neden bizi 4-5 sene bekletiyorlar. Biz görüşme talep ediyoruz ama onlar görüşmüyorlar. Onların verdiği küçük kağıtta zaten yazıyor: Mülteci olanları 1-3 yıl arasında kabul ediyoruz diye. Eee biz 5 yıldır bekliyoruz hani 1-3 yıldı. Hani bunu yapamıyorsanız kapatın; “biz bir şey yapamıyoruz” deyin. Cenevre’den para gelince güzel ama mültecileri dinlemiyorlar bile.

 

Aslında bu röportajımızla depremin mültecilere etkisini öğrenmek istiyorduk. Ama konuşmalar sürekli BM’yle yaşanan sıkıntılara takıldı.

A: Bizim derdimiz yalnızca BM’yle. Başka derdimiz yok.

Z: Çok kötü günler geçirdik. Bir buçuk ay dışarıda kaldık. Bize çadır bile verilmedi. Ama en çok BM bizi etkiledi.

B: Kötü günler geçirdik. O zaman BM birçok şey yapabilirdi ama yapmadı. En azından konteynır temin edebilir veya bize çadır verebilirdi.

 

 

Peki, burada 3 Afgan mültecisiniz. Biriniz Pazartesi Kanada’ya gidecek. Diğeriniz bir süre sonra Kanada’ya gidecek. Sadece birinizin ne zaman gideceği belli değil. Acaba Afganlara özgü bir durum söz konusu değil mi?

B: Arkadaşlara çocuklu kadın (kocalarından ayrı) oldukları için öncelik tanındı. Ama onlar da zaten 4 yıldır bekliyorlar.

 

“BM artık yeter, bıktık, bize insan gibi davranın demek istiyorum”

 

Bize söylemek istediğiniz bu röportajda yer almasını istediğiniz bir şey var mı?

B: BM’yi aradığımızda güzel, düzgün bir cevap versinler. Hemen sinirleniyorlar, niye arıyorsun diyorlar.

A: Benim de ricam var. Bende A gibi düzgün cevap vermelerini istiyorum. Yabancılara biraz daha iyi davransınlar (Z araya giriyor. Biraz daha mı Çok daha iyi olsunlar)  Sonuçta telefonu açsınlar bir cevap versinler.

Z: Birçok insan bize BM’den daha iyi baktı. Ben pazartesi gideceğim. Ama uçağa binmeden, uçağın merdivenlerinde bağırmak: “BM artık yeter, bıktık, bize insan gibi davranın” demek istiyorum.

 

Multeci.net

Sığınma temel insan hakkıdır

 

Not: Röportaj içeriği değiştirilmeyerek ve kaynak gösterilerek kullanılabilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir