Türkiye sınırları açacak mı, açarsa ne olur? Muhammed Salih yanıtlıyor

Daha önce yapıldığı gibi yeniden mültecilerin Türkiye’den Avrupa’ya gidebilmesi için sınır kapılarının açılabileceği tehditleri devlet yetkilileri tarafından dillendirilmeye başlandı. Geçtiğimiz günlerde Hollanda ve Almanya ile yaşanan gerginlikle beraber Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve birçok yetkili tarafından dile getirilen sınırları açarız tehdidi bu sefer başbakan yardımcısı Veysi Kaynak tarafından İran’dan Türkiye’ye gelmek isteyen 3 milyon mülteci olduğu iddiasıyla başka bir boyuta taşındı.

Peki, sürekli dile getirilen sınırları açarız tehdidi ne kadar gerçekçi ve ne anlama geliyor, bu söylemin mültecilerin hayatlarına etkisi ne?

Yaşananları dün Afgan mültecilerle Dayanışma Derneği başkanı Ali Hekmat ile konuşmuştuk. Bugün sözü Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği başkanı Muhammed Salih’e veriyoruz.

AB ve Türkiye arasında mülteciler üzerinden yürüyen pazarlıklar hakkında ve Türkiye, AB ilişkilerinin gerilmesiyle Türkiye’nin sınırları açarız diyerek AB ülkelerini tehdit etmesi öte yandan AB ülkelerinin yardımları kesme gibi yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?  

Bizim bir kılıç gibi devletler tarafından kullanılmamız iyi bir şey değil. Türkiye’nin ağır yükü var. AB ülkelerinin de mülteciler konusunda sorumluluk alması lazım.

Türkiye’nin sınırları açarız söylemi yalnız kalması ve mültecilerle ilgili yükü kaldıramamasından mı kaynaklı? Türkiye’de nisan ayında yapılacak referandumun bu söylemlerle ilgisi olduğunu düşünüyor musunuz?

Elbette biz siyasi değiliz. Siyasi konularda değerlendirme yapmaktan çekiniyoruz. Maalesef mülteciler AB ve Türkiye arasında bir siyasi argüman oldu. Mesela AB Türkiye’ye biz size 3 milyar avro yardım yapacağız ve benzeri şeyler söylüyor. Avrupa da konuya insani yaklaşmıyor. Avrupa, Türkiye şunu bunu yapmasın, bunlar demokrasiyle bağdaşmıyor diyor ama haksızlık yapıyor. Türkiye’nin de her seferinde mültecileri bir kılıç gibi göstererek, mültecileri size göndereceğim diyerek AB’yi tehdit etmesini haksızlık olarak değerlendiriyorum.

Onun dışında Türkiye’de yapılacak referandumun bizimle bir ilgisi yok. Zaten mültecilerin oy hakkı yok. Biz mümkün olduğunca siyasetten uzak duruyoruz.

Sınırları açarız söylemi ne kadar gerçekçi, Türkiye sınırları açarsa mülteciler Avrupa’ya gidebilir mi?

Sınırın açılmasının öyle bir tesiri yok. Eğer Türkiye’den deniz yoluyla Yunan adalarına gidilirse de yollar yine kapalı. Daha önce balkan ve Makedonya sınırları açık olduğu için büyük bir göç hareketi gerçekleşti. O büyük bir teşvikti. Fakat şuan öyle bir durum yok.

Biz mültecilerin Yunanistan’da ne durumda olduklarını biliyoruz. Yaşam şartları baya kötü. İnsanları birbirine düşüren bir durum yaşanıyor orada.

Türkiye, AB ilişkilerinin zarar görmesi size nasıl yansır?

İlişkilerin iyi olması mültecilere yapılan yardımlar açısından önem taşıyor. Yardımların kesilmesi bizi sıkıntıya sokar. Ama çoğunluğumuz Türkiye’ye yerleşti. Bir düzen kurdu. Eksiği fazlasıyla yaşamaya devam edeceğiz.

Mülteci konusunun çözümlerin konuşulması yerine başka biçimlerde gündeme gelmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Elbette, biz iki tarafın da bize tehdit unsuru olarak yaklaşmasından rahatsızız. Bizim bütün dünyada haklarımız var. Bizim yaşadıklarımızın sorumluluğu sadece bir devletle ilişkili değil.

Kimi zaman CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından da dillendirilen ayrımcı söylemlerin yaşamınıza yansımaları nasıl oluyor?

Elbette mültecilerin için harcamaların yapıldığını inkar edemeyiz. Bende bu harcamalara tanığım. Öte yandan mülteciler de bir güç. Mültecilerin de imkanları var. Mülteciler aynı zamanda bu ülkeye büyük bir hizmet yapıyor. Yani mülteciler sadece bu ülkeye bir yük olarak değerlendirilmemeli. Biz de çalışıyoruz. Bu ülkeye aynı zamanda büyük bir sermaye geldi. Bizim güçlü bir kültürümüz var. Gelin bu kültürü beraber paylaşalım. Böylece bu yükün ağırlığını hafifletiriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir