Kadın mülteci olmak ne anlama gelir?

Kadınlar hikayelerini anlatırken şunu derler: Her gün tecavüze uğramaktansa ölüm daha iyidir. Tecavüze uğrayan kadınlar her türlü baskıya maruz kalır, onları fiziki yaralanmalardan çok psikolojik yaralanmalar perişan eder ve böylece dünyadaki erkek neslinden nefret edip ve bir köşeye itilmiş olurlar.

Tecavüze uğrayan kadınlar her türlü baskıya maruz kalır, onları fiziki yaralanmalardan çok psikolojik yaralanmalar perişan eder ve böylece dünyadaki erkek neslinden nefret edip ve bir köşeye itilmiş olurlar.

Evlerini terk etmek zorunda kalanların arasında en çok yaşlılar, çocuklar ve kadınlar risk altındadır. Mülteci kadınlar, cinsiyetlerinden dolayı herkesten daha fazla şiddete ve zulme maruz kalır. Fizyolojik nedenler, hamilelik ve aylık adet görme gibi durumlar kadın mültecilerin sorunlarını daha da artırır.

Mülteciler; yabancı düşmanlığı, şiddet, zorla sınırdışı etme, cinsel taciz, keyfi tutuklama ve gözaltı, ayrımcılık, tecavüz ve kaçakçılık çeteleri gibi zorluklarla karşı karşıyadır. Kadınlar ise evden çıkıp, nihai hedefe ulaşana kadar, diğer mültecilerden daha fazla zarar görmektedir.

İster ülkesini terk etmiş olsun ister ülkesinde muhacir gibi yaşıyor olsun kadınların ölümü göze alarak ülkesinden çıkıp başka yere gitmek zorunda kalmasının sebepleri hep aynıdır: İşkence, cinsel istismar, ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımcılığı, etnik ve siyasi sorunlar.

Birleşmiş Milletler; sığınmacı kadınlara yönelik şiddet ve cinsel istismarı, halk sağlığının temel sorunu olarak belirtmektedir. Çünkü uygulanan şiddet, fiziki ve psikolojik etkileriyle sağlığa zarar vermektedir. Kaçak yollardayken adet gören kadınların, hijyenik koşullara sahip olamamasından kaynaklı cinsel organ ve idrar yolu infeksiyonları sorununu yaşamaları kaçınılmazdır.

Kadınlar, göç yolunda defalarca ölümle yüzleşir. Kaçak yola yalnız çıkan bir kadın her türlü riski göze almak durumundadır. Kadınlar güvenli ve stressiz bir yaşam için erkeklerin karşılaştığı risklerden kat be kat fazlasını göze almak zorunda kalır.

Haberlerde, yolculuk esnasında hamile kadınların ölümünü duyarız, temel sağlık koşulları olmadığından vefat eder çoğu, çok acı bir şey bu çünkü iki kişi birden ölür.  Bir çok kadın adet zamanında hijyenik koşullara sahip olamadığından enfeksiyona ve bir çok hastalığa yakalanır. Genç kadınlar, tecavüze ve tacize uğramamak için gece ve gündüz uyanık olmak durumundadır.

İstismar ve şiddet, sığınmacı kadınlara çeşitli yollardan ve farklı kişiler tarafından uygulanmaktadır, Aile ve kadınları koruyan kişiler bu şiddeti başlatanlardır. Yolculuk boyunca diğer sığınmacılar, polis ve göç alanında çalışan kişiler tarafından bu şiddet devam ettirilmektedir. Bu tecrübe, sığınmacı kadınlar için maalesef yıllarca tekrarlanır. Bazı dertler tabi hayat boyu devam eder ve psikolojik olarak çeşitli sorunlara neden olur. Kadınların dertleri çoktur, kadınlar, bazen kulak, burun, vajen ve göğüslerini bıçak ve diğer kesici aletler ile keserek kendilerini engelli durumuna düşürerek bu risklerle başa çıkmaya çalışmaktalar.

Çoğu kadın, kaçakçılar tarafından dolandırılmakta ve yalanlarla dolu sözlerle kaçak yollardan gitmeye razı edilmektedir. Seks ticareti, dünyada silah ve uyuşturucudan sonra üçünce sırada gelmekte ve maalesef sığınmacı kadınlar bu çetelerin tuzağına düşmektedir.

Belirsiz kadere doğru

Yolculuk başında, kadınlar ya eşleriyle beraber, ya tek başlarına veya onları koruyan kişiler ile evlerini terk edip yola düşerler.  Ama yolda farklı şekillerde şiddete maruz kalırlar. Stres, maddi sıkıntılar ve silahların gölgesinde süren bu yolculuk şiddeti artırmaktadır. Örneğin: parayı bitirmiş ve kaçakçının borcunu ödeyemeyen erkek, eşini kaçakçıya teklif eder ve kaçakçı da vahşice kadına tecavüz edince borç ödenmiş sayılır. Bu tür kara örnekleri malesef çok duyarız.

Bireysel tecavüz, çete tecavüzü, kaçırma ve cinsel kölelik, kadınlar için tüm savaşların kesişme noktasıdır

Kadınlar yolculuk boyunca hatta hedefe ulaştıktan sonra da uğradıkları şiddete karşı sessiz kalmaktadır. Bunu yapmazlarsa aileleri tarafından ölümle tehdit edilir, eşi terk edebilir ve ailesi kara leke şeklinde görebilir diye her şey saklı kalır ama kadının içi her saniye param parça olur.

Yolculuk başından hedefe ulaşana kadar

Yolculuk uçak, tekne, gemi, yaya… hangi yolla olursa olsun fark etmez, şiddet ve istismar tekrarlanacağı için yolculuk başlamadan kadınlarda stres başlar. Yolda polis, hırsız, silâhlı kuvvetler, yoldaşlar ve farklı kişiler tarafından huzursuzluğa ve çete tecavüzlerine maruz kalınır. Bazen çocuklarını koruma ve kendi can güvenliği için kendi vücudunu polislere ve emniyet memurlarına mecburen teslim eder ve böylece tecavüze uğrarlar. Bu kadınlar hikayelerini anlatırken şunu derler: her gün tecavüze uğramaktansa ölüm daha iyidir. Tecavüze uğrayan kadınlar her türlü baskıya maruz kalır, onları fiziki yaralanmalardan çok psikolojik yaralanmalar perişan eder ve böylece dünyadaki erkek neslinden nefret edip ve bir köşeye itilmiş olurlar.

Kamp ve her gün tecavüze uğramak

Kamplar, sığınmacıların ilk evi olur ama bu evler mülteci kadınlar için kabus şeklini almıştır. Çünkü burada cinsel tacizlere, şiddet ve tecavüze maruz kalırlar, hata gece lavabo ihtiyacı veya içme suyu temin etmek için dışarı çıkamazlar. Kamplarda tecavüz yapanlar normal kişilerden ziyade kampta çalışan kişilerdir, yani kamp sorumlusu ve emniyet mensupları gibi.

Temel sağlık koşulları, can güvenliği, hijyenik ortamın olmaması ve yeme içmenin yetersizliği tüm mülteciler için ortak sorun olmakla beraber çocuk ve kadınlar için bu durum daha büyük sorundur. Kadınlar her gün çocukların yaşamından sorumludur. Yemek yapma, temizlik, sağlık sorunları ve aile güvenliği gibi öncelikler, temel görevlerindendir. Ve hep şiddet uğrama korkusuyla yaşarlar. Uluslararası Af Örgütünün 2004 raporundan bir alıntıyla bu durumu netleştirelim: Sığınmacı kamplarında kadınlar, her gün eşya toplama ve su temin etme zamanlarında tecavüze uğramaktadır.

Başka bir ülkeye yerleşme

Kadınlar başka bir ülkede yaşamaya başlasa da şiddet ve taciz devam eder. Bu defa evdeki şiddetten bahs etmekteyiz.  Ayrıca yeni bir ülke ve kültürde yaşamak ırk, din gibi bazı ayrımcılıkları doğuruyor, özellikle gittiği ülkenin dilini bilmemek sorunları daha da artırmaktadır.

Zor koşullara rağmen kendisi ve çocukları için güvenli bir hayat kurabilmek adına kaçak yollarla başka ülkeye gidebilen kadınlar, iş bulamayarak, tacizlere uğrayarak ve cinsiyet ayrımcılığına maruz kalarak, eski hayatını unutamayarak ve yeni şiddetleri yaşayarak dertlerini kat be kat artırırlar.

Unutmamız gereken bir şey var;  mecbur kalmayınca hiç kimse yuvasını terk edip, tehlikeli yollardan geçerek bunca riske rağmen tanımadığı bir ülkeye sığınmaz.

Kaynak: Kadın mülteci olmak ne anlama gelir – Mülteci NET

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir